İçeriğe atla
Aile ve Aile

Aldatıldığımı nasıl anlarım sorusunun cevabı

Davranış değişikliği tek başına bir şey kanıtlamaz. Bu sorunun neden cevapsız kaldığı ve asıl sorulması gerekenin ne olduğu.

Neden kesin bir liste yok

Aldatmayı dışarıdan kesin olarak gösteren bir davranış listesi yoktur, çünkü hiçbir insan davranışı tek bir nedene bağlanamaz. Bu soruyu soran herkesin aradığı şey aslında bir liste değil kesinliktir. Kesinlik ise davranış yorumundan değil, ya konuşmadan ya da açık bir gerçekten çıkar. Bir ilişkide her şey aynı görünürken birinin aldattığı da olur, her şey değişirken kimsenin aldatmadığı da olur. İkisi de sık karşılaşılan tablodur ve ikisi de dışarıdan bakıldığında aynı gözlemle karışır. Bu yüzden sorunun dürüst cevabı rahatsız edicidir: yalnızca davranışa bakarak anlayamazsınız. Bu cevap umutsuzluk gibi okunmasın, aksine sizi çok daha işe yarar bir yere taşır. Enerjinizi karşı tarafı çözmeye değil kendi şüphenizi taşınabilir hale getirmeye ve konuşmayı açmaya ayırdığınızda elinizde gerçekten bir şey olur. Aksi halde günler, aynı ayrıntıyı farklı açılardan çevirmekle geçer ve her çevirişte biraz daha kesin olduğunuzu sanırsınız; oysa değişen tek şey ayrıntıya ne kadar süre baktığınızdır.

Aynı davranışın kaç farklı sebebi olabilir

Bir davranış değişikliğinin arkasında birbirinden çok farklı pek çok sebep olabilir ve bunların büyük kısmının ilişkiyle hiçbir ilgisi yoktur. İnsanlar işte sıkıntı yaşadığında, sağlık kaygısı taşıdığında, para meselesi olduğunda, kendi ailesiyle gerginlik yaşadığında ya da ruhsal olarak zorlandığında suskunlaşır, çabuk sinirlenir, kendine kapanır veya evde daha az bulunur. Aynı değişiklik yeni bir işten, uykusuzluktan ya da sadece yorgunluktan da gelebilir. Buradaki örnekler bir işaret listesi değildir, tam tersine aynı gözlemin neden tek başına hiçbir şey söylemediğini göstermek içindir. Şüphe içindeyken zihin bu çokluğu göremez, çünkü bir açıklama bir kere yerleştikten sonra dikkat sessizce o açıklamayı destekleyen ayrıntılara kayar. Aynı hafta içinde yaşanan ve açıklamayı çürüten şeyler ise hatırlanmaz bile. Üstelik sorduğunuzda alacağınız cevabı da bu açıklama şekillendirir, çünkü soru zaten bir suçlama biçiminde çıkar. Bu yüzden bir şeyin değiştiğini söylemek doğru olsa bile, neden değiştiğini söylemek çoğu zaman bir tahmindir ve tahmin kanıt değildir.

İnternetteki belirti listelerinin sorunu

Bu listelerin asıl sorunu yanlış olmaları değil, yanlışlanamaz olmalarıdır. İyi hazırlanmış görünen bir liste hem fazla ilgilenmeyi hem az ilgilenmeyi, hem telefonu saklamayı hem ortada bırakmayı, hem sinirli olmayı hem alışılmadık biçimde neşeli olmayı aynı anda işaret sayar. Böyle bir listeyi hangi ilişkiye tutarsanız tutun eşleşme bulursunuz, çünkü liste her ihtimali kapsayacak biçimde yazılmıştır ve kapsayıcı olduğu için hiçbir şey ayırt etmez. İkinci sorun okuyanın rolünü değiştirmesidir. Listeyi okuduktan sonra insan eşine bakan biri olmaktan çıkıp eşini izleyen biri haline gelir ve bu geçiş ilişkiye şüphenin kendisinden daha hızlı zarar verir. Üçüncü sorun listelerin çoğunun okuyucuyu bir sonraki adımda gözetlemeye yönlendirmesidir. O adım hem hukuken sorunludur hem de bulduğunuz şeyden bağımsız olarak ilişkiyi daha kötü bir yere taşır. Dördüncüsü, bu metinlerin çoğu kaynağı belirsiz iddialarla yazılır ve okuyan kişi kendi ilişkisi hakkındaki en ağır kararı böyle bir zemine dayandırır. Liste huzur vermez, yalnızca nereye bakacağınızı öğretir.

Asıl soru ne

Asıl soru aldatılıp aldatılmadığınız değil, bu ilişkide kendinizi güvende hissedip hissetmediğiniz ve bunu konuşabilip konuşamadığınızdır. Birincisinin cevabı sizde değildir, ikincisi ise tamamen sizin bildiğiniz şeylerle cevaplanır. Kendinizi güvende hissetmiyorsanız bunun nedeni aldatma olabilir, ama uzun süredir konuşulmayan başka bir mesele, aranızdaki mesafenin sessizce artması ya da kendi geçmişinizden gelen bir hassasiyet de olabilir. Bu ayrımı yapmak konuşmanın yönünü değiştirir: karşı tarafı çözmeye çalışmak yerine kendi durumunuzu tarif edersiniz. Tarif edilebilen bir şey konuşulabilir, tahmin edilen bir şey konuşulamaz. İkinci sorunun bir devamı vardır ve o daha da belirleyicidir: bu soruyu eşinize sorduğunuzda ne oluyor. Soramıyorsanız ya da sorduğunuzda konu her seferinde başka bir yere kayıyorsa, elinizde bir aldatma bilgisi olmasa bile üzerinde çalışılacak somut bir mesele var demektir. Bu soruyu kendinize sormak eşinizi aklamak ya da suçlamak anlamına da gelmez; yalnızca cevabı sizde olan kısımdan başlamak anlamına gelir. Cevabı zor olsa bile bu iki soru, cevabını bekleyerek geçirilen aylardan çok daha erken bir yere götürür.

Şüpheyle ne yapılır

Şüpheyle yapılacak şey onu ne bastırmak ne de kanıta çevirmeye uğraşmaktır; şüpheyi adlandırıp konuşulabilir hale getirmektir. Adlandırmak şuradan başlar: his ne zaman yükseliyor, hangi durumdan sonra geliyor, gün içinde ne kadar yer kaplıyor. Bunu birkaç gün kendinize not etmek hissin şeklini görünür kılar ve çoğu kişi bu notu tuttuğunda şüphenin sandığından çok daha dar bir aralıkta ortaya çıktığını görür. Sonraki adım şüpheyi taşıma biçiminizi gözden geçirmektir, çünkü çözülmeyen belirsizlik uykuyu ve dikkati yıpratır. Eşinizin telefonunu veya hesaplarını izinsiz açmak bu adımlardan biri değildir: Türkiye'de haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçtur ve bunun ilişkiye verdiği zarar orada ne bulduğunuzdan bağımsızdır. Şüphe haftalarca sürüyor ve gündelik hayatınızı bozuyorsa bir psikolog, psikiyatrist veya psikolojik danışmanla görüşmek en doğru adımdır. Görüşmeye gitmek eşinizi suçladığınız anlamına gelmez, taşıdığınız yükün tek başına taşınamayacak kadar ağırlaştığı anlamına gelir. Bu adımların hiçbiri şüpheyi bir günde çözmez; hepsi şüpheyi taşınabilir kılar ve taşınabilir hale gelmiş bir şüphe, konuşulabilir bir şüphedir.